Ana içeriğe atla

Oda

Bunca zamandır her hareketim saçma sapandı. Bir odada bir dakikadan fazla kalmak bile saçmaydı. Çünkü en güzel zamanlarımı o odada harcadım ve çoğu zaman onca hıçkırıkla. Şimdi düşündüğümde acılar hafiflemek yerine daha da artıyor. Üzülme geçer diyen herkesin aslında ne kadar da dünyadan bir haber olduklarını ben bu odada dökülen sıvaların altında öğrendim. Üzül çünkü her gün daha da kötü olacak deselerdi belki daha az gözyaşı sarfedilirdi düzelmeyecek şeyler uğruna; ancak illa ki sarfedilirdi bir şekilde. Hayatı hep en zor yoluyla yakalamakta yordu aslında.. En basitinden herkesin belli bir yaşta girdiği kapıdan girebilmek için abartısız soluk almadan çalışarak ilk adımı atmamdan,ardından vakitlice gireceğin kapıdan o vaktin üzerine bi 4 sene ekleyerek girmem; ve o 4 senenin hatalar, yanlışlar, üzüntüler zincirinden oluşması da yordu beni. Ben hep bu odada öğrendim geç kalmayı. Bu odada geçirdiğim bir dakika dahi yeterdi geç kalmam için 4 sene. Çünkü bu odanın soluğu yok ancak sesi var, soluksuz ancak soğuk. Hep soğuk. Güneş en güzel açısıyla düşerken tüm yapraklara genelde temmuz ayında, o zaman daha da soğukmuş odam mesela. Ben şimdi anladım. Bir dakika bile fazla bu odaya, çünkü içinde en güzel zamanlarıma şahitlik etmiş eşyalar var. Duvarlarıyla geç tanışmış olsam da yakışmadı bu eşyalar bu odaya hiç. Bu eşyaların da bu odada bir dakika durması ziyan, ikinci bir dakika daha durması eziyet, içinde varolduğu üçüncü dakikası da ölümden farksız. Çünkü ben bu odada öğrendim ölmeden nasıl ölündüğünü. Mutlu olduğun her şeyi bir anda alırlarsa ve on senelerin geçerse onca mutsuzluğun içinde ölürsün. Nefes alırsın ama ölürsün, hatta en aciz ölü bile senden daha güzel soluk almıştır ölmeden önceki son saniyesinde. Öleyazanlar kadar nefes dahi alamamışsın aslında. Bu yüzden bu odada geçirdiğin bir dakika bile fazla bu duvarlara. Solmuş rengi git artık der gibi ama gidememek daha önemli. Sanki çok meraklısıymışım gibi bakıyorlar yüzüme. Oysa ki her adım sesinden korkuyorum ben bu evde. Bu odada bir dakika bile yeter hayata geç kalmaya.Yazmayı bırakmak için yeterli oldu kapının gıcırtısı. Çünkü o kadar özgür değil ruhum bu odanın içinde. Özgür kalmam için de gitmem lazım. Gitmek için bile çok geç kaldım, bu yüzden bir dakika yeter yok olmak için bu odanın içinde. I shall rise again and again derken Karen O arkada, ben hep daha da aşağı indiğimi farkediyorum. Bu hayatta yapabildiğim tek şeyin sevmek, çok güzel sevmek olduğunu biliyorum artık. Her şeye geç kaldım, sevmeyeyse hiç. Bu odada bir dakika değil bir ömür kalmak bile sebep değil sevmek için geç kalmaya. O yüzden bu sevgiyle ömür geçer çöken evin duvarlarında. İnadına kalmak var aslında, özellikle odanın en sağdaki köşesine inat. Ama bir gün öyle bir gideceğim ki geç kalmışlıklarımla, beni tüm olmayışımla, olamayışlarımla seven adamın yanında bir dakika telafi edecek tüm geç kalışlarımı. Taşını toprağını siktiğim sokağı, bir gün değil üzerinde yürümek, üzerinden uçsam üzerine tükürmeyeceğim.

Yorumlar